İlker Deniz Başuğur: Merhaba Atakan müzik yolculuğun nasıl başladı ve devam ediyor, bizimle paylaşabilir misin?
Atakan Altun : 2013 yılında Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nda Prof. Burak Karaağaç ile kontrbas eğitimime başladım. O günden bugüne uzanan müzik yolculuğumda Burak Hocamın çok özel ve önemli bir yeri var. Kontrbas eğitimimin temelini onunla attım ve yıllar içerisinde hem enstrümanım hem de müzikal kimliğim üzerine birlikte çalıştık.
Konservatuvar eğitimim boyunca kontrbası yalnızca teknik olarak öğrenmenin ötesinde, müziği anlamaya ve yorumlamaya yönelik bir yaklaşım geliştirmeye başladım. Burak Hocamın bana verdiği eğitim, çalışma disiplinim ve müziğe bakış açım üzerinde çok büyük bir etki yarattı. Bugün sahip olduğum birçok müzikal alışkanlığın ve yaklaşımın temelinde onunla geçirdiğim bu yılların olduğunu düşünüyorum.
Zaman içerisinde eğitimim yarışmalar, konserler ve farklı müzikal projelerle devam etti. Öğrencilik yıllarımda ulusal ve uluslararası yarışmalarda dereceler elde etmeye başladım. 2016 yılında Polonya’da birincilik, 2017 yılında ISB International Double Bass Competition’da mansiyon ve 2018 yılında İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Ulusal Genç Yetenekler Yarışması’nda ikincilik elde ettim. Bu yarışmalar, hem sahne deneyimimi artırmam hem de kendimi uluslararası düzeyde değerlendirmeye başlamam açısından önemliydi.
2023 yılında Polonya’da düzenlenen International Grzegorz Olkiewicz Double Bass Competition’da birincilik ve Grand Prix kazanarak önemli bir başarı elde ettim. Aynı dönemde solistlik çalışmalarım da yoğunlaştı. Hacettepe Üniversitesi Senfoni Orkestrası ile Koussevitzky ve Bottesini kontrbas konçertolarını seslendirdim, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın Genç Kuşak Solistleri projesinde yer aldım ve İzmir Devlet Senfoni Orkestrası ile solist olarak sahne aldım.
Bugün geldiğim noktada ise müzisyenlik kariyerimin farklı alanlarını bir arada sürdürüyorum. Antalya Devlet Senfoni Orkestrası’nda profesyonel olarak görev yapıyor, aynı zamanda Akdeniz Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda kontrbas ve oda müziği dersleri veriyorum. Öğrencilik yıllarımda bana aktarılan bilgi ve deneyimleri şimdi genç müzisyenlere aktarabilmek, benim için bu yolculuğun çok anlamlı bir devamı.
Bunun yanında uluslararası yarışmalar, ustalık sınıfları, solistlik projeleri ve oda müziği çalışmalarıyla kendimi geliştirmeye devam ediyorum. 2013 yılında Burak Hocamla başlayan bu yolculuğun bugün hâlâ devam ettiğini ve her yeni proje, konser, öğrenci ve deneyimle yeni bir boyut kazandığını düşünüyorum.
İlker Deniz Başuğur: Katıldığınız yarışmanın içeriği ve oradaki süreçten bahsedebilir misiniz?
Atakan Altun: 2026 yılında Belçika’da düzenlenen Namur International Double Bass Competition’a katıldım. Kontrbas alanında uluslararası ölçekte önemli yarışmalardan biri olan bu organizasyon, dünyanın farklı ülkelerinden genç ve profesyonel kontrbas sanatçılarını bir araya getiriyor.
Yarışmanın benim için en önemli özelliklerinden biri, değerlendirme kurulunun uluslararası düzeyde önemli kontrbas sanatçıları ve eğitimcilerinden oluşmasıydı. Jüride Thierry Barbé, Zhaoyang Chang, Christine Hoock, TianYang Liu, Bing Luo, Thomas Martin, Eric Mathot, Mark Morton, Catalin Rotaru ve Xia Yang gibi önemli isimler yer aldı. Böyle bir jüri karşısında performans sergilemek, yarışmayı benim için yalnızca bir derece elde etme süreci olmaktan çıkarıp kendi müzikal seviyemi uluslararası düzeyde sınadığım çok önemli bir deneyime dönüştürdü.
Yarışma benim için aslında Belçika’ya gitmeden çok önce başladı. Ön eleme için hazırladığım repertuvar üzerinde uzun süre çalıştım ve dünyanın farklı ülkelerinden çok sayıda başvuru arasından seçilerek yarışmaya katılmaya hak kazandım. Namur’a ulaştığımda ise dünyanın farklı ülkelerinden gelen başarılı kontrbasçıların çalışmalarını ve müzikal yaklaşımlarını gözlemleme fırsatı bulduğum yoğun bir sürecin içerisinde buldum kendimi.
12 Ağustos’ta gerçekleştirilen yarı final performansımın ardından finale kalan 6 sanatçıdan biri oldum. 14 Ağustos’ta final performansımı gerçekleştirerek yarışmayı son aşamaya kadar taşıdım.
Finalde herhangi bir ödül alamadım. Ancak benim için bu sürecin değeri yalnızca yarışmanın sonunda elde edilen dereceyle ölçülebilecek bir şey değil. Uluslararası düzeyde bir yarışmada, alanında çok önemli isimlerden oluşan bir jüri karşısında performans sergilemek ve ardından finale kalan altı sanatçı arasında yer almak, kariyerim açısından son derece değerli bir deneyim oldu.
Namur’da bulunduğum süre boyunca farklı ülkelerden gelen sanatçılar ve kontrbas eğitimcileriyle tanışma, fikir alışverişinde bulunma ve onların çalışma yöntemlerini gözlemleme fırsatı buldum. Yarışmanın yanı sıra festival kapsamında gerçekleştirilen ustalık sınıfları da bu deneyimi benim için daha kapsamlı hale getirdi. Bu sürecin hem müzikal hem de profesyonel anlamda bundan sonraki kariyerime önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.
Bu sürecin gerçekleşmesinde Beta Enerji Vakfı’nın desteği de benim için çok önemliydi. Vakfın konaklama ve günlük yaşam giderlerimi karşılaması sayesinde yarışma döneminde maddi kaygılardan mümkün olduğunca uzaklaşarak tamamen hazırlığıma ve performansıma odaklanabildim. Genç bir sanatçı için uluslararası bir yarışmaya katılmanın getirdiği ekonomik yük düşünüldüğünde, bu desteğin benim için ne kadar değerli olduğunu özellikle belirtmek isterim.
İlker Deniz Başuğur: Size göre ülkemizde müzik alanında öğrenim gören genç sanatçı adaylarının temel sorunları nelerdir?
Atakan Altun: Bence en önemli sorunlardan biri, genç sanatçıların eğitimleri sırasında uluslararası müzik ortamıyla yeterince erken ve düzenli şekilde buluşamaması. Konservatuvar eğitimi çok önemli bir temel sağlıyor ancak günümüzde iyi bir müzisyen olabilmek için yalnızca derslerde ve okul içerisinde çalışmak yeterli olmayabiliyor.
Uluslararası yarışmalar, ustalık sınıfları, festivaller ve farklı ülkelerden sanatçılarla çalışma fırsatları, genç bir müzisyenin kendi seviyesini objektif biçimde değerlendirmesi açısından çok önemli. Ancak bu fırsatların önemli bir kısmı ciddi ekonomik maliyetler gerektiriyor. Ulaşım, konaklama, katılım ücretleri, enstrüman ve ekipman giderleri özellikle genç sanatçılar için büyük bir engel oluşturabiliyor.
Bir diğer önemli konu ise genç sanatçıların kendilerini yalnızca teknik açıdan değil, kariyer yönetimi açısından da geliştirmeleri gerekliliği. Günümüzde bir müzisyenin iyi çalmasının yanında kendisini doğru ifade edebilmesi, uluslararası bağlantılar kurabilmesi ve farklı kültürlerden sanatçılarla iletişim kurabilmesi de önemli hale geldi.
Bu nedenle genç sanatçıların önündeki ekonomik ve yapısal engellerin azaltılması ve daha fazla uluslararası deneyim imkânının yaratılması gerektiğini düşünüyorum. Bu noktada Beta Enerji Vakfı gibi kurumların genç sanatçıların yanında olması çok değerli.
İlker Deniz Başuğur: Genç bir sanatçı olarak bu alanda ilerlemeyi hedefleyen adaylara önerileriniz nelerdir?
Atakan Altun: Öncelikle sabırlı olmalarını ve kendi gelişimlerini başkalarıyla sürekli kıyaslamak yerine kendi yolculuklarına odaklanmalarını öneririm. Müzik, çok uzun soluklu bir alan ve gelişim her zaman doğrusal ilerlemiyor. Bazen çok hızlı ilerlediğinizi, bazen de yerinizde saydığınızı hissedebilirsiniz. Önemli olan çalışmaya devam etmek.
Bunun yanında mümkün olduğunca farklı öğretmenlerle, sanatçılarla ve müzisyenlerle çalışma fırsatı yaratmalarını öneririm. Farklı insanların aynı müziğe nasıl yaklaştığını görmek, kişinin kendi müzikal kimliğini oluşturmasında çok önemli.
Yarışmalara ve ustalık sınıflarına yalnızca ödül kazanmak amacıyla bakmamak gerektiğini düşünüyorum. Benim için Namur’da en önemli kazanımlardan biri ödül değil, uluslararası bir ortamda kendimi sınamak ve oradaki sanatçılardan bir şeyler öğrenmek oldu. Her performansı bir sonraki adım için bir deneyim olarak görmek gerekiyor.
Son olarak, hedeflerini mümkün olduğunca büyük tutmalarını ama bu hedeflere ulaşmak için günlük çalışmayı ve disiplinli olmayı unutmamalarını öneririm. Uluslararası bir kariyer, tek bir yarışmayla veya tek bir konserle oluşmuyor. Küçük adımların yıllar içerisinde birikmesiyle oluşuyor.
İlker Deniz Başuğur: Son olarak Atakan Altun’un kariyer hedefleri nelerdir?
Atakan Altun: En temel hedefim, kontrbas sanatçısı olarak uluslararası düzeyde sürdürülebilir bir kariyer oluşturmak. Dünyanın önemli yarışmalarında, festivallerinde ve ustalık sınıflarında yer almak, farklı ülkelerden önemli sanatçılarla çalışmak ve zaman içerisinde daha fazla solistlik projesi gerçekleştirmek istiyorum.
Bunun yanında oda müziği kariyerimin çok önemli bir parçası. Farklı enstrümanlardan sanatçılarla nitelikli oda müziği projeleri gerçekleştirmek, festivallerde ve konser salonlarında oda müziği topluluklarıyla yer almak ve zaman içerisinde bu alanda kendime özgü bir repertuvar ve müzikal kimlik oluşturmak istiyorum. Oda müziğinin, bir müzisyenin hem bireysel müzikalitesini hem de birlikte müzik yapma becerisini geliştiren en önemli alanlardan biri olduğuna inanıyorum.
Orkestracılık da benim için önemli bir alan. Profesyonel orkestracılık çalışmalarımı sürdürürken kendimi hem orkestracı hem solist hem de oda müziği sanatçısı olarak geliştirmek istiyorum.
Öğretmenlik de kariyerimin bundan sonraki döneminde önemli bir yere sahip olacak. Akdeniz Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda kontrbas ve oda müziği dersleri vererek edindiğim bilgi ve deneyimleri genç müzisyenlere aktarmayı ve onların gelişimine katkıda bulunmayı hedefliyorum.
Uzun vadede yalnızca kendi kariyerini geliştiren değil, Türkiye’deki genç kontrbasçıların ve genç müzisyenlerin gelişimine de katkı sağlayan bir sanatçı olmak istiyorum. Aldığım uluslararası eğitimleri, yarışma deneyimlerimi ve edindiğim bağlantıları Türkiye’deki genç müzisyenlerle paylaşmak benim için önemli.
Benim için başarı yalnızca bir yarışmada derece almak veya bir sahnede yer almak değil. Türkiye’den yetişen bir müzisyen olarak uluslararası alanda kalıcı bir yer edinmek, ülkemi en iyi şekilde temsil etmek, solistlik, oda müziği, orkestracılık ve eğitimcilik alanlarını bir arada sürdüren çok yönlü bir sanatçı olmak ve benden sonra gelecek müzisyenlere de bir yol açabilmek, uzun vadeli kariyer hedefimin en önemli parçaları.
Atakan Altun : 2013 yılında Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nda Prof. Burak Karaağaç ile kontrbas eğitimime başladım. O günden bugüne uzanan müzik yolculuğumda Burak Hocamın çok özel ve önemli bir yeri var. Kontrbas eğitimimin temelini onunla attım ve yıllar içerisinde hem enstrümanım hem de müzikal kimliğim üzerine birlikte çalıştık.
Konservatuvar eğitimim boyunca kontrbası yalnızca teknik olarak öğrenmenin ötesinde, müziği anlamaya ve yorumlamaya yönelik bir yaklaşım geliştirmeye başladım. Burak Hocamın bana verdiği eğitim, çalışma disiplinim ve müziğe bakış açım üzerinde çok büyük bir etki yarattı. Bugün sahip olduğum birçok müzikal alışkanlığın ve yaklaşımın temelinde onunla geçirdiğim bu yılların olduğunu düşünüyorum.
Zaman içerisinde eğitimim yarışmalar, konserler ve farklı müzikal projelerle devam etti. Öğrencilik yıllarımda ulusal ve uluslararası yarışmalarda dereceler elde etmeye başladım. 2016 yılında Polonya’da birincilik, 2017 yılında ISB International Double Bass Competition’da mansiyon ve 2018 yılında İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Ulusal Genç Yetenekler Yarışması’nda ikincilik elde ettim. Bu yarışmalar, hem sahne deneyimimi artırmam hem de kendimi uluslararası düzeyde değerlendirmeye başlamam açısından önemliydi.
2023 yılında Polonya’da düzenlenen International Grzegorz Olkiewicz Double Bass Competition’da birincilik ve Grand Prix kazanarak önemli bir başarı elde ettim. Aynı dönemde solistlik çalışmalarım da yoğunlaştı. Hacettepe Üniversitesi Senfoni Orkestrası ile Koussevitzky ve Bottesini kontrbas konçertolarını seslendirdim, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın Genç Kuşak Solistleri projesinde yer aldım ve İzmir Devlet Senfoni Orkestrası ile solist olarak sahne aldım.
Bugün geldiğim noktada ise müzisyenlik kariyerimin farklı alanlarını bir arada sürdürüyorum. Antalya Devlet Senfoni Orkestrası’nda profesyonel olarak görev yapıyor, aynı zamanda Akdeniz Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda kontrbas ve oda müziği dersleri veriyorum. Öğrencilik yıllarımda bana aktarılan bilgi ve deneyimleri şimdi genç müzisyenlere aktarabilmek, benim için bu yolculuğun çok anlamlı bir devamı.
Bunun yanında uluslararası yarışmalar, ustalık sınıfları, solistlik projeleri ve oda müziği çalışmalarıyla kendimi geliştirmeye devam ediyorum. 2013 yılında Burak Hocamla başlayan bu yolculuğun bugün hâlâ devam ettiğini ve her yeni proje, konser, öğrenci ve deneyimle yeni bir boyut kazandığını düşünüyorum.
İlker Deniz Başuğur: Katıldığınız yarışmanın içeriği ve oradaki süreçten bahsedebilir misiniz?
Atakan Altun: 2026 yılında Belçika’da düzenlenen Namur International Double Bass Competition’a katıldım. Kontrbas alanında uluslararası ölçekte önemli yarışmalardan biri olan bu organizasyon, dünyanın farklı ülkelerinden genç ve profesyonel kontrbas sanatçılarını bir araya getiriyor.
Yarışmanın benim için en önemli özelliklerinden biri, değerlendirme kurulunun uluslararası düzeyde önemli kontrbas sanatçıları ve eğitimcilerinden oluşmasıydı. Jüride Thierry Barbé, Zhaoyang Chang, Christine Hoock, TianYang Liu, Bing Luo, Thomas Martin, Eric Mathot, Mark Morton, Catalin Rotaru ve Xia Yang gibi önemli isimler yer aldı. Böyle bir jüri karşısında performans sergilemek, yarışmayı benim için yalnızca bir derece elde etme süreci olmaktan çıkarıp kendi müzikal seviyemi uluslararası düzeyde sınadığım çok önemli bir deneyime dönüştürdü.
Yarışma benim için aslında Belçika’ya gitmeden çok önce başladı. Ön eleme için hazırladığım repertuvar üzerinde uzun süre çalıştım ve dünyanın farklı ülkelerinden çok sayıda başvuru arasından seçilerek yarışmaya katılmaya hak kazandım. Namur’a ulaştığımda ise dünyanın farklı ülkelerinden gelen başarılı kontrbasçıların çalışmalarını ve müzikal yaklaşımlarını gözlemleme fırsatı bulduğum yoğun bir sürecin içerisinde buldum kendimi.
12 Ağustos’ta gerçekleştirilen yarı final performansımın ardından finale kalan 6 sanatçıdan biri oldum. 14 Ağustos’ta final performansımı gerçekleştirerek yarışmayı son aşamaya kadar taşıdım.
Finalde herhangi bir ödül alamadım. Ancak benim için bu sürecin değeri yalnızca yarışmanın sonunda elde edilen dereceyle ölçülebilecek bir şey değil. Uluslararası düzeyde bir yarışmada, alanında çok önemli isimlerden oluşan bir jüri karşısında performans sergilemek ve ardından finale kalan altı sanatçı arasında yer almak, kariyerim açısından son derece değerli bir deneyim oldu.
Namur’da bulunduğum süre boyunca farklı ülkelerden gelen sanatçılar ve kontrbas eğitimcileriyle tanışma, fikir alışverişinde bulunma ve onların çalışma yöntemlerini gözlemleme fırsatı buldum. Yarışmanın yanı sıra festival kapsamında gerçekleştirilen ustalık sınıfları da bu deneyimi benim için daha kapsamlı hale getirdi. Bu sürecin hem müzikal hem de profesyonel anlamda bundan sonraki kariyerime önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.
Bu sürecin gerçekleşmesinde Beta Enerji Vakfı’nın desteği de benim için çok önemliydi. Vakfın konaklama ve günlük yaşam giderlerimi karşılaması sayesinde yarışma döneminde maddi kaygılardan mümkün olduğunca uzaklaşarak tamamen hazırlığıma ve performansıma odaklanabildim. Genç bir sanatçı için uluslararası bir yarışmaya katılmanın getirdiği ekonomik yük düşünüldüğünde, bu desteğin benim için ne kadar değerli olduğunu özellikle belirtmek isterim.
İlker Deniz Başuğur: Size göre ülkemizde müzik alanında öğrenim gören genç sanatçı adaylarının temel sorunları nelerdir?
Atakan Altun: Bence en önemli sorunlardan biri, genç sanatçıların eğitimleri sırasında uluslararası müzik ortamıyla yeterince erken ve düzenli şekilde buluşamaması. Konservatuvar eğitimi çok önemli bir temel sağlıyor ancak günümüzde iyi bir müzisyen olabilmek için yalnızca derslerde ve okul içerisinde çalışmak yeterli olmayabiliyor.
Uluslararası yarışmalar, ustalık sınıfları, festivaller ve farklı ülkelerden sanatçılarla çalışma fırsatları, genç bir müzisyenin kendi seviyesini objektif biçimde değerlendirmesi açısından çok önemli. Ancak bu fırsatların önemli bir kısmı ciddi ekonomik maliyetler gerektiriyor. Ulaşım, konaklama, katılım ücretleri, enstrüman ve ekipman giderleri özellikle genç sanatçılar için büyük bir engel oluşturabiliyor.
Bir diğer önemli konu ise genç sanatçıların kendilerini yalnızca teknik açıdan değil, kariyer yönetimi açısından da geliştirmeleri gerekliliği. Günümüzde bir müzisyenin iyi çalmasının yanında kendisini doğru ifade edebilmesi, uluslararası bağlantılar kurabilmesi ve farklı kültürlerden sanatçılarla iletişim kurabilmesi de önemli hale geldi.
Bu nedenle genç sanatçıların önündeki ekonomik ve yapısal engellerin azaltılması ve daha fazla uluslararası deneyim imkânının yaratılması gerektiğini düşünüyorum. Bu noktada Beta Enerji Vakfı gibi kurumların genç sanatçıların yanında olması çok değerli.
İlker Deniz Başuğur: Genç bir sanatçı olarak bu alanda ilerlemeyi hedefleyen adaylara önerileriniz nelerdir?
Atakan Altun: Öncelikle sabırlı olmalarını ve kendi gelişimlerini başkalarıyla sürekli kıyaslamak yerine kendi yolculuklarına odaklanmalarını öneririm. Müzik, çok uzun soluklu bir alan ve gelişim her zaman doğrusal ilerlemiyor. Bazen çok hızlı ilerlediğinizi, bazen de yerinizde saydığınızı hissedebilirsiniz. Önemli olan çalışmaya devam etmek.
Bunun yanında mümkün olduğunca farklı öğretmenlerle, sanatçılarla ve müzisyenlerle çalışma fırsatı yaratmalarını öneririm. Farklı insanların aynı müziğe nasıl yaklaştığını görmek, kişinin kendi müzikal kimliğini oluşturmasında çok önemli.
Yarışmalara ve ustalık sınıflarına yalnızca ödül kazanmak amacıyla bakmamak gerektiğini düşünüyorum. Benim için Namur’da en önemli kazanımlardan biri ödül değil, uluslararası bir ortamda kendimi sınamak ve oradaki sanatçılardan bir şeyler öğrenmek oldu. Her performansı bir sonraki adım için bir deneyim olarak görmek gerekiyor.
Son olarak, hedeflerini mümkün olduğunca büyük tutmalarını ama bu hedeflere ulaşmak için günlük çalışmayı ve disiplinli olmayı unutmamalarını öneririm. Uluslararası bir kariyer, tek bir yarışmayla veya tek bir konserle oluşmuyor. Küçük adımların yıllar içerisinde birikmesiyle oluşuyor.
İlker Deniz Başuğur: Son olarak Atakan Altun’un kariyer hedefleri nelerdir?
Atakan Altun: En temel hedefim, kontrbas sanatçısı olarak uluslararası düzeyde sürdürülebilir bir kariyer oluşturmak. Dünyanın önemli yarışmalarında, festivallerinde ve ustalık sınıflarında yer almak, farklı ülkelerden önemli sanatçılarla çalışmak ve zaman içerisinde daha fazla solistlik projesi gerçekleştirmek istiyorum.
Bunun yanında oda müziği kariyerimin çok önemli bir parçası. Farklı enstrümanlardan sanatçılarla nitelikli oda müziği projeleri gerçekleştirmek, festivallerde ve konser salonlarında oda müziği topluluklarıyla yer almak ve zaman içerisinde bu alanda kendime özgü bir repertuvar ve müzikal kimlik oluşturmak istiyorum. Oda müziğinin, bir müzisyenin hem bireysel müzikalitesini hem de birlikte müzik yapma becerisini geliştiren en önemli alanlardan biri olduğuna inanıyorum.
Orkestracılık da benim için önemli bir alan. Profesyonel orkestracılık çalışmalarımı sürdürürken kendimi hem orkestracı hem solist hem de oda müziği sanatçısı olarak geliştirmek istiyorum.
Öğretmenlik de kariyerimin bundan sonraki döneminde önemli bir yere sahip olacak. Akdeniz Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda kontrbas ve oda müziği dersleri vererek edindiğim bilgi ve deneyimleri genç müzisyenlere aktarmayı ve onların gelişimine katkıda bulunmayı hedefliyorum.
Uzun vadede yalnızca kendi kariyerini geliştiren değil, Türkiye’deki genç kontrbasçıların ve genç müzisyenlerin gelişimine de katkı sağlayan bir sanatçı olmak istiyorum. Aldığım uluslararası eğitimleri, yarışma deneyimlerimi ve edindiğim bağlantıları Türkiye’deki genç müzisyenlerle paylaşmak benim için önemli.
Benim için başarı yalnızca bir yarışmada derece almak veya bir sahnede yer almak değil. Türkiye’den yetişen bir müzisyen olarak uluslararası alanda kalıcı bir yer edinmek, ülkemi en iyi şekilde temsil etmek, solistlik, oda müziği, orkestracılık ve eğitimcilik alanlarını bir arada sürdüren çok yönlü bir sanatçı olmak ve benden sonra gelecek müzisyenlere de bir yol açabilmek, uzun vadeli kariyer hedefimin en önemli parçaları.
